Kişisel Gelişim 4 dk okuma Nehir Ilgaz
Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak: Ölçü Nerede Kaçıyor?
Sosyal medyada görülen hayatlar neden gerçek bir ölçüt olmaz? Yararlı kıyaslamanın ölçütü, kendi başlangıcınızla karşılaştırma ve akşam saatlerinin etkisi üzerine bir rehber.
Akşam telefonu eline alan biri, on beş dakika içinde onlarca hayatın en parlak kesitini görür: tamamlanmış bir proje, yeni bir ev, kusursuz bir tatil karesi, bir terfi duyurusu, çocuğuyla gülen bir ebeveyn. Kimse o gün yaşadığı sıradan yorgunluğu, ertelenen işi ya da yarım kalan planı paylaşmaz. Sonra telefon bırakılır ve geriye tarif edilmesi zor bir eksiklik duygusu kalır. Bu duygu tembellikten ya da nankörlükten değil; insanın kendini konumlandırmak için sürekli çevresine bakan bir canlı olmasından kaynaklanır.
Kıyaslama, doğru kullanıldığında yol gösterir. Sorun, kıyaslamanın gerçek olmayan bir ölçekle yapılmasıdır. Bu yazıda kıyaslamanın nasıl çalıştığını, hangi durumlarda zararlı olduğunu ve dengeyi kurmanın pratik yollarını ele alıyoruz.
Kıyaslama neden kaçınılmaz?
Kendi durumumuz hakkında mutlak bir ölçüt yoktur. Bir maaşın, bir başarının ya da bir ilerlemenin iyi olup olmadığı ancak bir karşılaştırma noktasıyla anlaşılır. Bu yüzden insan doğal olarak çevresine bakar. Küçük gruplarda bu sistem işe yarar; benzer koşullardaki insanlarla kendinizi karşılaştırmak gerçekçi bir konum verir.
Sorun, karşılaştırma havuzunun büyümesiyle başlar. Bugün bir kişi, kendi mahallesindeki insanlarla değil; dünyanın her yerinden, kendi alanındaki en görünür örneklerle karşılaşır. Ölçek büyüdükçe, ortalama insanın kendini yetersiz hissetme ihtimali de artar.
Görülen şey neden gerçeği yansıtmaz?
Paylaşılan içerik seçilmiş içeriktir. İnsanlar yüz kareden en iyisini, on aylık bir sürecin en parlak anını paylaşır. Görülen şey bir hayat değil, bir hayatın vitrinidir. Buna karşılık kendi hayatınızı vitrinden değil, mutfağından izlersiniz; bütün eksikleriyle, tekrarlarıyla ve dağınıklığıyla.
Bu asimetri, karşılaştırmayı baştan adaletsiz kılar. Kendi kamera arkasını başkasının afişiyle karşılaştıran kişi, hangi ölçüyü kullanırsa kullansın geri kalır. Bunu bilmek tek başına rahatlatıcıdır; çünkü sorunun kaynağını kişisel yetersizlikten ölçüm hatasına taşır.
Zamanlamayı hesaba katmak
Görülen sonuçların bir de süresi vardır. Bir işin on yıllık birikimle geldiği nokta, yeni başlayan biri için ulaşılmaz görünür. Oysa karşılaştırma yapılırken genellikle bu süre görünmez. İnsanlar sonucu görür, süreci görmez.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, kendi başlangıç noktanızla karşılaştırma yapmaktır. Bir yıl önce neredeydiniz, bugün neredesiniz? Bu ölçüm hem gerçekçidir hem de kontrol edilebilir bir alan gösterir. Başkasının konumu üzerinde hiçbir etkiniz yoktur; kendi ilerlemeniz üzerinde vardır.
Yararlı kıyaslama nasıl olur?
Kıyaslamanın tamamen bırakılması ne mümkündür ne de gereklidir. Yararlı olan biçimi, kişiyi değil yöntemi karşılaştırmaktır. "O benden başarılı" cümlesi hiçbir yere götürmez; "o bu işi nasıl yapıyor" sorusu ise öğrenilecek somut bir şey verir.
Bu ayrımın pratik bir göstergesi vardır: karşılaştırmadan sonra elinizde bir eylem kalıyorsa yararlıdır, yalnızca bir duygu kalıyorsa değildir. Bir yazının yapısını inceleyip kendi yazınıza uygulamak yararlıdır; yazarı düşünüp kendi yazmadığınız için üzülmek değildir.
Akış yerine seçim
Kıyaslama duygusunun büyük kısmı, seçilmemiş içerikten gelir. Kendi isteğinizle takip ettiğiniz birkaç kişi yerine, önünüze konan sonsuz bir akış izlediğinizde neyle karşılaşacağınızı siz belirlemezsiniz. Bu nedenle en etkili önlem, tüketimi azaltmaktan çok seçici hale getirmektir.
Bunun somut karşılığı basittir: sizde düzenli olarak kötü his bırakan hesapları sessize almak, akışta gezinmek yerine belirli kişilerin paylaşımlarına bakmak ve uygulamayı belirli zaman dilimlerine sıkıştırmak. Amaç kendini cezalandırmak değil, karşılaştığınız malzemeyi kendinizin seçmesidir.
Günün hangi saatinde bakıldığı önemlidir
Aynı içerik, günün farklı saatlerinde farklı etki yapar. Yorgun ve uykusuz bir zihin, olumsuz karşılaştırmaya çok daha açıktır. Gece geç saatte yapılan gezinme, hem uyku düzenini bozar hem de duygusal etkiyi büyütür.
Bu yüzden günün sonunu telefona bırakmamak işe yarar. Ertesi güne hazırlık yapmak, ortalığı toplamak ve okumak gibi işlerden oluşan bir kapanış düzeni bu boşluğu doldurur; akşam rutini kurmanın sağladığı en büyük fayda da budur: zihni yatmadan önce başkalarının hayatından kendi hayatına döndürmek.
Kendi ölçütlerinizi yazmak
Kıyaslamanın en güçlü panzehiri, neyin sizin için önemli olduğunu önceden belirlemektir. Ölçüt belirsizse, her karşılaşılan örnek yeni bir ölçüt haline gelir ve hedef sürekli kayar. Bir ay bir arabaya, ertesi ay bir kariyer adımına, sonraki ay bir tatile göre kendini değerlendiren kişi hiçbir zaman yerinde duramaz.
Üç ya da dört maddelik kısa bir liste yeterlidir: bu dönemde neyi önemsiyorum, neyi ilerletmek istiyorum, neyi bilinçli olarak ertelemeyi seçtim. Son madde özellikle önemlidir; çünkü kıyaslamanın çoğu, bilinçli olarak yapılmayan tercihlerin unutulmasından doğar.
Başkasının başarısına sevinebilmek
Kıyaslamanın yıpratıcı yanlarından biri, çevrenizdeki insanların iyi haberlerini bir tehdit gibi algılatmasıdır. Bu duygu utanç verici bulunduğu için genellikle bastırılır ve mesafe koymaya yol açar.
Buradaki dönüşüm, yarışın kimle olduğunu netleştirmekle başlar. Çoğu alanda kaynak sınırlı değildir; birinin ilerlemesi sizin alanınızı daraltmaz. Bunu fark etmek, ilişkileri hem rahatlatır hem de öğrenme kaynağı haline getirir. En hızlı gelişen insanlar genellikle kendinden ileride olanlarla mesafe koyanlar değil, onlarla konuşabilenlerdir.
Ölçmeyi bırakmayı bilmek
Son olarak, her şeyin ölçülmesi gerekmediğini hatırlamak gerekir. Bazı şeyler kıyaslanabilir değildir: bir akşam sohbetinin değeri, bir alışkanlığın verdiği huzur, bir işin size uygun olması. Bunları sayılara ve karşılaştırmalara indirgemek, asıl kıymeti görünmez kılar.
Kıyaslama bir araçtır; kullanıldığı yerde yön verir, her yere uygulandığında yorar. Ayırt edici soru basittir: bu karşılaştırma bana bir yön mü veriyor, yoksa sadece bir eksiklik duygusu mu bırakıyor? Cevaba göre karşılaştırmayı sürdürmek ya da bırakmak, çoğu kişinin sandığından daha büyük bir fark yaratır.